
" "Kişinin yarısı dili, öteki yarısı da kalbidir. Bundan geri kalan et ve kandan ibarettir." Vedat Günyol, Varlık Dergisinin 1996 Eylül sayısında Ord. Prof. Şemsettin Yaltkaya'nın 1943'te yayımlanan "Yedi Askı" (El Muallakat-ı Seba) çevirisinden aktarmış bu sözü."
"Bizi acılarla akraba ettiler. Maalesef yasta kardeşlik de bugün cesaret istiyor. Ama asıl yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kardeşlerim.”-Rakel Dink
1. Ara
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolana-dolana
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayşe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak...
"En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız. Meselâ dün, o, masadaki yerlerimizi değiştirmemizi istedi. Öteki masada oturan güzel kadının tam karşıma düşmesine tahammül etmediğini hissettirmişti. Bense, onun bir aralık başının ağrısını geçirmek için aspirin almaya garsonu yollamak mümkün olduğu halde, eczahaneye bizzat gidip geldim."
Peyami Safa-Yalnızız s:47-48
Her şeyden çok gönderdiğin o kart sevindirdi beni. Bunu eminim, bilerek yaptın. Bir de gülümsemişsindir. Öyle net ki hayalin, gözümün önündesin sanki. Sana cevabım ne olursa olsun, gerçeği içinde hissetmez misin? Şimdi ben karşındaymışım gibi düşün.Her daim yolunu gözlerim bilirsin.Mektubun bana ulaştığında gözlerim.. O anı ben göremem, onu ancak sen anlayabilirsin. Görmeye lüzum mu var?
Bugün kışlıklarımı valize doldururken bana aldığın kırmızı bere çıktı karşıma. Ben onu kaybetmemişim Z.! Hani öyle zannetmiştik. Ya da o beni buldu tekrar.
Son günlerde farklı insanlarla tanışıyorum. Senin de onları görmeni isterdim. Görmek ne demek Z.? Tanımak? Geçen akşam bir arkadaşımla konuşurken ona sordum. Birinden bahsediyordu, "Ama" diyordu, "bir insanı zaman geçmeden tanıyamazsın." Zaman dediğin nedir ki Z.? Ben buna tam da şudur diye kesin bir şey söyleyebilir miyim? "Bir insanı tanımak için zamana hiç gerek olmayabilir." dedim ben. -Ben bunu nereden öğrendim, bilmiyorum. Daha önce bu konuda düşünmüş müydüm ki?- "Bir insanı görmeden de tanıyabilirsin. Onun özünü görebilmen değil midir aslolan? Bunun için göze mi gerek var? Bir insanı, misal, kelimelerinden tanıyabilirsin. Onu bilirsin.Anlayabilirsin ve dahi kendini anlatabilirsin.Aksini düşünelim bir de, zaman geçse, bir ömür olsun ne farkeder, onun özünü anlamadıktan sonra tanıyorum diyebilir misin?"
Bunları ben neye binaen söyledim?
Ben birini böyle tanımış mıydım Z.?
Yoksa içimde benden gizli büyüyen ufacık bir umut muydu, tüm bu benim zannettiğim kelimeler?
Hoşça kal Z.
Gözlerim seni gözler.
Rüyamda Dünya'nın sağ tarafındaki ülkelerde yaşayan gençlerin daha bilgili, kültürlü olmaları, kendilerini geliştirmeleri için dua ettim.

... "Bu açıdan bakınca, yağmur da hüzün gibi bir şey galiba: İlk başta, aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın, emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yağıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne fark eder? Yağmur da hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa "kuru kalabilenler" ve "sağanaktan nasibini alanlar" var." Elif Şafak-Baba ve Piç s:11

Olur da ismini unuturum diye onca yorgunluğuma rağmen uyumadım. Arada bir iki defa dalmışım. 5 dakikacık kaçamaklar.. Ama gözümü açtığım an telaşla tekrar edip durdum..İsmini ezberlesem ne olacaktı, düşünmedim. Yalnızca unutmamalıydım, unutmadım. Bu sözü kime vermiştim ki? Sana mı? Kendime mi?
Bu hayra mı alamettir?
Sürgünüm yalnızca kalplerden değilmiş meğer.

Aslında "Vurun Kahpeye" hakkında birkaç şey yazacaktım.Araya başka gündemler, olaylar,duygular girdi.Şimdi bir mektup yazmalıyım, bir zamanlarki en yakın dostuma, onu yeniden yanımda hissetmek, benim de onun yanında olduğumu hissettirmek için.
İki gün önce hiç alakası olmayan bir vakitte aklıma geldi:
"Gerçek dostluk yalan bilmez, gerçek dostluk hiç bitmez. Yaşı yoktur,yaşlanmaz."
Yıllar önce hangi reklam müziğiydi, hatırlamıyorum. Birlikte bunu söylediğimiz o an var sadece hatırımda.
Her şeye yeniden dönmek çok zor mu?
biz de mi acaba bilmeden iyilik ettik, kötülük ederken?
o yazıyı tekrar okudum lvm, içimizdeki sıcaklığı tekrar aynıyla hissettim, heyecanı yine duydum.
saat 3 olmuştu, 2 sene mi olacak?Oysa biz ne kadar istesek de paylaşmayı; anlayamayacağını düşündüğümüzden, kimseye tek kelime etmediğimiz duygularımızı dökmüştük, belki karşımızdakine değil, kendimize.
şimdi yine tek kelime dahi edemezken, suskunluğumu sen anla.bu defa konuşmadan.geçmesi için -aynı mahallede ya da farklı ülkelerde bile olsak- birlikte dua edelim, bir olalım.biz için.
seni ufacık görsem yüzüme kocaman gülümsemeler yerleşir.
merhaba lavimö
ben geldim.

o şarkıyı dinlediğimde, söylediklerinden öyle farklı şeylerdi ki anladıklarım.anlamak istediklerim miydi?
şimdi geçeceğim yollarda, dinleyeceğim şarkıları kafamda çok önceden belirlemiştim.
öyle bir arkadaşım olsun istedim, sadece.Fakat çok garip; içimdeki duyguların zerresini dışarı çıkaramadım.Kelimelerim öyle basit kaldı ki, herhangi birine dahi daha içten olurdum.
Belki ne hissettiğimi biliyordur, ne de olsa gözlerimiz vardı bakışan.
Üzerine geç kalıp taksi çağırdım,adamın ufak bir işi varmış, takside onu bekledim.
Bazen işte; hiç tanımadığın, belki bir daha hiç karşılaşmayacağın insanlar için oturur düşünürsün,birlikte yolculuk yapar, işini halledip gelene kadar onu beklersin de, en sevdiğin için elinden hiçbir şey gel-e-mez.
rengârenk-ti günler geceler.
bu aralar siyah biraz fazla.
telefonu elime alıp çok düşündüm.her şeyi söyleyebilecek vaziyette idim, fakat hiçbir şey diyemedim.ağzımda kelimeler birikti, kalbimden gitsin diye oraya gönderdim.
geldi mi?
bu defa hissettin mi?
masmavi bir kuş bulsak, bizi uçursa, Kudüs'e.
*sumeyyeilhan.deviantart.com

Sevdiğim her şeyi bir kenara koydum.üzerine şıpsevdi kağıtlarımı serpiştirip, öpücükler gönderdim.

"Kahve yaptım, otur biraz daha"
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa














