*25

anlamak


" "Kişinin yarısı dili, öteki yarısı da kalbidir. Bundan geri kalan et ve kandan ibarettir." Vedat Günyol, Varlık Dergisinin 1996 Eylül sayısında Ord. Prof. Şemsettin Yaltkaya'nın 1943'te yayımlanan "Yedi Askı" (El Muallakat-ı Seba) çevirisinden aktarmış bu sözü."

Feyza Hepçilingirler-Türkçe "Off"

..ve benim kelimelerimde de kalbimde de; hep sen..

ülkemin adaleti

"Bizi acılarla akraba ettiler. Maalesef yasta kardeşlik de bugün cesaret istiyor. Ama asıl yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kardeşlerim.”-Rakel Dink


Bir kadın, bir eş Rakel Dink..Öylesine dirayetli, öylesine güçlü ki..
Bizi acılarla akraba ettiler..
bir söz bu kadar mı kalbe dokunur..
..
Ocak, televizyonda flaş haber geçiyor..Hrant Dink öldürüldü! Ama nasıl, neden?
Kim, Ogün Samast kim? 17 yaş, bere, Şişli, kaldırım, gazete,bir dükkanın önü,telaşlı kalabalık, ayakkabı....ölüm?..
Kelimelerin uyandırdığı çağrışımlar,,
"kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırım" diyor Sevgili Rakel Dink..
su-sabun, kanını temizlemek, temizlemek?
temizlemek: Tdk-büyük sözlükte 4. anlamı, öldürmek,yok etmek..
Hrant Dink öldürüldü, oysa yok edilebilir mi?
"..Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım başta. Beni gömmeye değil, yaşatmaya gelişinizin ilk töreni olacak bu.."
yalnızlığımızı paylaşalım..
her birimiz meğer ne çok yalnızız,paylaşmak bu defa azaltmak için..
..
3 gün olmuş..Eylül'ün ortasında gelip bir kış günü terk etmek..terk-ettirilmek!
Eylül'ün ortası..nihayetinde, hazin bir veda olacağının habercisi midir?
Sevgili Hrant Dink,
Doğum günün kutlu olsun!
Ve mutlu olasın, huzurlu..

*yirmi2


Beni her sabah uyandıran güneş bugün odama uğramadı..Gözlerimi açtığımda farkına vardım, Eylül gelmiş, yeniden..Bu defa başka duygular, başka insanlar, başka bir "ben" ile karşıladım onu..
**
Bir başka hayatın var olacağına inanç, oraya dair hayaller kurmayı mümkün kılıyor..Bu ise ne hoş, bütün bir kalple, tutkuyla inanış ..



"Ne yapabiliriz, yaşamak gerek! Yaşayacağız Vanya Dayı. Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. Alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orda, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz...Ve Tanrı acıyacak bize ve biz seninle, canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz. İnanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum."
Çehov-Vanya Dayı

mabeyin:

1. Ara

2. tar. Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire.
3. tar. Padişah sarayı.

*Mabeynimizde bu meseleyi bir an önce halletsek ya biz de.

*20


dağlarının, dağlarının ardı,
nazlıdır.
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolana-dolana
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayşe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak...
(...)
ahmed arif-vay kurban


img:eyeseeh39.deviantart.com


Bugün O giderken bunları düşündüm,

Uzun zamandır ilk defa..En son ne zamandı hatırlamıyorum..

"Ağlamak yok, vedalar insana zaman kaybettirir." diyordu ya o şair. Hep bunu içimde hissettim,bunu benimsedim. Ben kimseye/hiçbir yere bağlanmak istemedim. Bir gün çekip gidebilme özgürlüğüm hep elimde olsundu. Hep böyle düşündüm.

Hem zaten hiçbir yer sana ait değildi ki. Hiçkimsenin hayatı senin değildi. Hiç kimse hayatını sana ödünç dahi vermedi.

Ben de bu şehri terk edecek miyim?

Bir gün belki, bu ülkeyi?


Hepimiz bir gün bu dünyayı terk edeceğiz Elif..


*monislawa.deviantart.com

*18

"En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız. Meselâ dün, o, masadaki yerlerimizi değiştirmemizi istedi. Öteki masada oturan güzel kadının tam karşıma düşmesine tahammül etmediğini hissettirmişti. Bense, onun bir aralık başının ağrısını geçirmek için aspirin almaya garsonu yollamak mümkün olduğu halde, eczahaneye bizzat gidip geldim."
Peyami Safa-Yalnızız s:47-48

*tek


Sabah ezanını dinlememe, O'nu vesile kılana şükürler olsun.


Sevgili Canım Z.

Her şeyden çok gönderdiğin o kart sevindirdi beni. Bunu eminim, bilerek yaptın. Bir de gülümsemişsindir. Öyle net ki hayalin, gözümün önündesin sanki. Sana cevabım ne olursa olsun, gerçeği içinde hissetmez misin? Şimdi ben karşındaymışım gibi düşün.Her daim yolunu gözlerim bilirsin.Mektubun bana ulaştığında gözlerim.. O anı ben göremem, onu ancak sen anlayabilirsin. Görmeye lüzum mu var?

Bugün kışlıklarımı valize doldururken bana aldığın kırmızı bere çıktı karşıma. Ben onu kaybetmemişim Z.! Hani öyle zannetmiştik. Ya da o beni buldu tekrar.
Son günlerde farklı insanlarla tanışıyorum. Senin de onları görmeni isterdim. Görmek ne demek Z.? Tanımak? Geçen akşam bir arkadaşımla konuşurken ona sordum. Birinden bahsediyordu, "Ama" diyordu, "bir insanı zaman geçmeden tanıyamazsın." Zaman dediğin nedir ki Z.? Ben buna tam da şudur diye kesin bir şey söyleyebilir miyim? "Bir insanı tanımak için zamana hiç gerek olmayabilir." dedim ben. -Ben bunu nereden öğrendim, bilmiyorum. Daha önce bu konuda düşünmüş müydüm ki?-
"Bir insanı görmeden de tanıyabilirsin. Onun özünü görebilmen değil midir aslolan? Bunun için göze mi gerek var? Bir insanı, misal, kelimelerinden tanıyabilirsin. Onu bilirsin.Anlayabilirsin ve dahi kendini anlatabilirsin.Aksini düşünelim bir de, zaman geçse, bir ömür olsun ne farkeder, onun özünü anlamadıktan sonra tanıyorum diyebilir misin?"

Bunları ben neye binaen söyledim?
Ben birini böyle tanımış mıydım Z.?
Yoksa içimde benden gizli büyüyen ufacık bir umut muydu, tüm bu benim zannettiğim kelimeler?

Hoşça kal Z.
Gözlerim seni gözler.

*15

Rüyamda Dünya'nın sağ tarafındaki ülkelerde yaşayan gençlerin daha bilgili, kültürlü olmaları, kendilerini geliştirmeleri için dua ettim.


Neye göre sağ?
Nasıl bir dua?
Oysa bana rüyamda hakikaten çok mantıklı gelmişti.

*14


... "Bu açıdan bakınca, yağmur da hüzün gibi bir şey galiba: İlk başta, aman bana ilişmesin diye didinir sakınırsın, emniyetli ve kuru kalmak için elinden geleni yaparsın, ama baktın ki olmuyor, baktın ki yağıyor üzerine dört bir koldan, gark olursun ta dibine kadar ve bir kez bu kadar battın mı içine, ha bir damla eksik ha bir damla fazla ne fark eder? Yağmur da hüzün gibi bir şey, yakalandın mı bir kez, azı çoğu yok artık. Olsa olsa "kuru kalabilenler" ve "sağanaktan nasibini alanlar" var." Elif Şafak-Baba ve Piç s:11

Hadi Al götür beni


Olur da ismini unuturum diye onca yorgunluğuma rağmen uyumadım. Arada bir iki defa dalmışım. 5 dakikacık kaçamaklar.. Ama gözümü açtığım an telaşla tekrar edip durdum..İsmini ezberlesem ne olacaktı, düşünmedim. Yalnızca unutmamalıydım, unutmadım. Bu sözü kime vermiştim ki? Sana mı? Kendime mi?


*alabaster-retard.deviantart.com

*12


.." Aman ya Rabbi! Senin bu kudret ve kuvvetini, bu hikmetlerini anlamayan adam beni mi anlayacak?"..

F. Aliye - Levayih-i Hayat s:28


img:trague.deviantart.com

merhaba enrico


günlerdir "j'ai quitté mon pays" diyerek uyanıyorum.
Bu hayra mı alamettir?
Sürgünüm yalnızca kalplerden değilmiş meğer.

gerçekler nerde?


Saatlerin nasıl birbirini kovalayarak akıp gittiğini aklım almıyor şu sıralar. Zaman anlayışım saatimle öyle uyumsuz ki! Büyürken için acıyor, bir noktadan sonra. Çok istediğin bir şeyi elde edince hevesinin kaçması gibi. O heyecandı aslolan. Söndü gitti.
Geri dönülemiyor. Ne kadar istenirse istenilsin geri dönülemiyor.
Mektubunda-ya da mailde- diyor ki Aziz:

"Kırk yaşında insan yeni bir vazife üstlenir."


20 yıl sonra yaşıtım bir dostuma, doğum gününde, yıllar önce bir kitapta okumuştum deyip bunu söylemeyi umuyorum. Yakındır. Geçen 20 yıl gibi süratle bir 20 yıl daha geçecek, yazgımda varsa. Bugünü hatırlayacağım. -diye umabiliyorum yalnızca.-
Kelimeler öyle akıyor ki zihnimden bazen, anlamsız bir yığın cümle oluşuyor. Birikiyor, biriktikçe aksine daha da anlamsızlaşıyor. Oysa her şeyin anlamı varsa da yazık ki her zaman anlayanı olmuyor.
Son olarak, uzaklaştığım her an bu şehre aşkım daha da alevleniyor ve buna rağmen terk ettiğim her şehirde- yine de- bir parçam benim de kalıyor.


anlatacaklarım uzun


Aslında "Vurun Kahpeye" hakkında birkaç şey yazacaktım.Araya başka gündemler, olaylar,duygular girdi.Şimdi bir mektup yazmalıyım, bir zamanlarki en yakın dostuma, onu yeniden yanımda hissetmek, benim de onun yanında olduğumu hissettirmek için.

İki gün önce hiç alakası olmayan bir vakitte aklıma geldi:

"Gerçek dostluk yalan bilmez, gerçek dostluk hiç bitmez.
Yaşı yoktur,yaşlanmaz."

Yıllar önce hangi reklam müziğiydi, hatırlamıyorum. Birlikte bunu söylediğimiz o an var sadece hatırımda.

Her şeye yeniden dönmek çok zor mu?

konuşmadan düşledim


sevgiler,

biz de mi acaba bilmeden iyilik ettik, kötülük ederken?
o yazıyı tekrar okudum lvm, içimizdeki sıcaklığı tekrar aynıyla hissettim, heyecanı yine duydum.
saat 3 olmuştu, 2 sene mi olacak?Oysa biz ne kadar istesek de paylaşmayı; anlayamayacağını düşündüğümüzden, kimseye tek kelime etmediğimiz duygularımızı dökmüştük, belki karşımızdakine değil, kendimize.

şimdi yine tek kelime dahi edemezken, suskunluğumu sen anla.bu defa konuşmadan.geçmesi için -aynı mahallede ya da farklı ülkelerde bile olsak- birlikte dua edelim, bir olalım.biz için.


seni ufacık görsem yüzüme kocaman gülümsemeler yerleşir.

merhaba lavimö
ben geldim.
*bu evet benim en sevdiğim çiçek

hotel california


o şarkıyı dinlediğimde, söylediklerinden öyle farklı şeylerdi ki anladıklarım.anlamak istediklerim miydi?


kardeşim bana bir şıpsevdi defteri yapmaya söz verdi.saklanmış mutluluklarım gözlerime uçtu.ben gülmedim, gözlerim güldü.o anladı.kızkardeşler birbirini iyi ki anlıyor-ne de güzel anlıyor.

"senden uzaklaşmalarım hep biraz ankara demekti.çünkü.."

demişim uzun zaman önce,bir yerlerde.daha o zamandan biliyormuşuz bir şeyleri belki de.
bu artık sana dair "son" olsun mu?
belki de ilk kez; olması gerektiği gibi olsun mu?

*6


şimdi geçeceğim yollarda, dinleyeceğim şarkıları kafamda çok önceden belirlemiştim.
öyle bir arkadaşım olsun istedim, sadece.Fakat çok garip; içimdeki duyguların zerresini dışarı çıkaramadım.Kelimelerim öyle basit kaldı ki, herhangi birine dahi daha içten olurdum.
Belki ne hissettiğimi biliyordur, ne de olsa gözlerimiz vardı bakışan.

Üzerine geç kalıp taksi çağırdım,adamın ufak bir işi varmış, takside onu bekledim.

Bazen işte; hiç tanımadığın, belki bir daha hiç karşılaşmayacağın insanlar için oturur düşünürsün,birlikte yolculuk yapar, işini halledip gelene kadar onu beklersin de, en sevdiğin için elinden hiçbir şey gel-e-mez.

rengârenk-ti günler geceler.
bu aralar siyah biraz fazla.

telefonu elime alıp çok düşündüm.her şeyi söyleyebilecek vaziyette idim, fakat hiçbir şey diyemedim.ağzımda kelimeler birikti, kalbimden gitsin diye oraya gönderdim.
geldi mi?
bu defa hissettin mi?

masmavi bir kuş bulsak, bizi uçursa, Kudüs'e.

*sumeyyeilhan.deviantart.com

..sadece birlikte olmaktır


Sevdiğim her şeyi bir kenara koydum.üzerine şıpsevdi kağıtlarımı serpiştirip, öpücükler gönderdim.

Balık gibi ama siyah.

Üzerine "in a manner of speaking" dedim. Onca şeyden sonra, öylesine işte.Her şey.
Give me the words ..
Söylemeyi isterim, her gün duamsın.

Bir de "Buzdan hayaller"i seyrettiğim günler geldi.Seyredemediğim.Hafızam unutamıyor.Ben unuttum oysa.
Son olarak buradan sevgilerimi yollamak istediğim kişiler var ki; Beni her daim gülümseten sevgili Sancho Panza bunların başında geliyor.

foto:merrowman.deviantart.com

ah beirut!


3 saat sonra sevinçten zıplayacak olma ihtimalim,
sanki azalıyor.
Güneş bulutların ardından çıkacak gibi, bugün çıkamıyor.
Sen; uzaktasın, ulaşamıyorum.
Ne zaman uyanacaksın? Bana döneceksin?
dönecek misin?


sorun mu?
değil.
hepsi, en güzeli, sonradan bunu diyebilmekti.

those were our times
**
were not all bad

hâyâl misin?


"Kahve yaptım, otur biraz daha"

"peki."

Neredeyiz, burası Beyrut mu?
Bir gün savaşlar da bitecek mi?
"Savaş" sözlüklerden silinecek mi?

Helsinki'ye gidip üşüyeceğiz.Renkli sonbaharlar, gerçek kışlar..
Kartpostallar, fotoğraflar.
*
Atina'dan yazdığın mektubun hala bana ulaşmadı.Ulaşır mı?
Sen bana ulaştın mı?
Neler yazmıştın kimbilir, bir zamanlar; ne çok olsa da mesafe, hiç yokken.
*
Tarçın ve portakal kabuğu şekerlemesi.
Lütfen.
Teşekkürler değil, teşekkür ederim.

foto:kimssi.deviantart.com

yollar bitmez düşünerek


Merhaba,


Buralara uğramayalı çok oluyor.Gitme hayaliyle doluydum bir zamanlar. Şimdi yine geliyor.Güzellikler oralarda mı?

Dün O'nunla konuşurken farkettim, benim kelimelerim hüzünlü, sadece kelimelerim üzgün. Oysa en fazla O üzülecek.
Kendimi olmayacağım biri gibi gösteriyorum.
Yazık.
Oysa O'nu, hiç istemediğim halde, en fazla ben üzeceğim.
Hep bu halim..
Umursuyormuş gibi yapıp kendime yalandan hüzünler aramam.
Ben iyiyim.Hu Hu!
hep öyle kalacağım.en iyi sen bilirsin; ağlasam da mutluyumdur.

foto: raphos.deviantart.com



Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa