Saatlerin nasıl birbirini kovalayarak akıp gittiğini aklım almıyor şu sıralar. Zaman anlayışım saatimle öyle uyumsuz ki! Büyürken için acıyor, bir noktadan sonra. Çok istediğin bir şeyi elde edince hevesinin kaçması gibi. O heyecandı aslolan. Söndü gitti.
Geri dönülemiyor. Ne kadar istenirse istenilsin geri dönülemiyor.
Mektubunda-ya da mailde- diyor ki Aziz:
"Kırk yaşında insan yeni bir vazife üstlenir."
20 yıl sonra yaşıtım bir dostuma, doğum gününde, yıllar önce bir kitapta okumuştum deyip bunu söylemeyi umuyorum. Yakındır. Geçen 20 yıl gibi süratle bir 20 yıl daha geçecek, yazgımda varsa. Bugünü hatırlayacağım. -diye umabiliyorum yalnızca.-
Kelimeler öyle akıyor ki zihnimden bazen, anlamsız bir yığın cümle oluşuyor. Birikiyor, biriktikçe aksine daha da anlamsızlaşıyor. Oysa her şeyin anlamı varsa da yazık ki her zaman anlayanı olmuyor.
Son olarak, uzaklaştığım her an bu şehre aşkım daha da alevleniyor ve buna rağmen terk ettiğim her şehirde- yine de- bir parçam benim de kalıyor.
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)




son cümlenin "ve" kısmından sonrası beni de anlatıyor.
ayrıca, fotoğraf, senin cumartesi kıbrıs dönüşüne atfen; şemsiye hariç tabii:)
ays dedi ki...
Pazartesi, Mayıs 04, 2009 8:54:00 ÖS
birlikte yağmurda ıslanmadık demeyiz :)
elif dedi ki...
Salı, Mayıs 05, 2009 1:52:00 ÖÖ
evet birçok şey gibi yirmili yaşlara gelmenin de hayali kendinden daha güzeldi. seneler seneler geçer, bakalım kimin saçına ak düşer, kimin yüzüne kırışıklık iner..
Ahmet Dursun dedi ki...
Pazar, Mayıs 10, 2009 10:45:00 ÖS
bi de bu "gerçekler nerede", "adsız özlem"in "gerçekler nerede"si mi?
ays dedi ki...
Cuma, Haziran 05, 2009 12:41:00 ÖÖ
ya ya,o yüzden zaten "nerde". "e" olmadan.
elifelif dedi ki...
Cuma, Haziran 05, 2009 11:40:00 ÖÖ
yani?
adının gerçek yazımını bilmiyorum ve öyle yazmıyorum diye çok büyük bir hata mı yaptım?
anlamadım.
Adsız dedi ki...
Salı, Haziran 23, 2009 5:56:00 ÖS